30 Nisan 2010 Cuma

Ulusoy Liman İşletmeleri Ege Bölge Müdürü Can Özgen, Yunanistan adalarına bir haftalık vizesiz turların 15 Mayısta başlayacağını bildirdi.

Özgen, gazetecilere yaptığı açıklamada, tur güzergahının Çeşme, Pire, Mikanos, Santorini, Girit, Rodos ve Kos olduğunu, turların cumartesi günleri olmak üzere 11 Eylül 2010 tarihine kadar devam edeceğini belirtti.

Özgen, Kos’un Rodos’tan sonra en hareketli ada olduğunu, Kuşadası’ndan kalkan kruvaziyer gemilerin Kos’a gitmediğini ifade etti.

Kuşadası’ndan Yunan adaları turları yapan kruvaziyer gemilerin 4-5 günlük tur düzenlediklerini, gittikleri adada 4 ile 7 saat kaldıklarını anlatan Özgen, şunları kaydetti: "Çeşme’den kalkacak Ankara Feribotu en az 12 saat olmak üzere, örneğin Mikanos’ta bütün gün kalacak. Şu anda Yunanistan adalarına bir haftalık başka bir tur yok. 15 Mayıs-11 Eylül arası toplam 18 sefer yapacak Ankara Feribotu’nu Bamtur seyahat acentesinin kiraladı. Bu organizasyonu da Bamtur şirketi gerçekleştirecek. Vizesiz bir haftalık turlar Çeşme’den başlayıp, Çeşme’de bitecek." 18 Mayıs’ta Reca-Marmara Lines Denizcilik İşletmeleri’ne ait "Çeşme Feribotu"nun Çeşme-Ancona (İtalya) hattında haftada iki gün sefer yapacağını açıklayan Can Özgen, bu seferlerin de 16 Eylül 2010 tarihine kadar süreceğini söyledi.

Düzenlenecek turların ilçeye hareketlilik getireceğini de vurgulayan Özgen "Kruvaziyer gemi iskelesi tamamlanana kadar Çeşme’ye bir hareket getirmeyi hedefledik. Örneğin turlara katılmak için İstanbul’dan gelecek olanlar, en az 1 gün önceden Çeşme’ye gelerek, ilçede gezme ve alışveriş yapma imkanı da bulmuş olacak" dedi.
George Dalaras ilk kez İstanbul'da

40 yılı aşkın bir süredir dünya çapında hayran kitlesine sahip, Yunanistan'ın en önemli müzik elçilerinden George Dalaras 26 Haziran Cumartesi akşamı ...


Pürüzsüz ve dokunaklı sesiyle yorumladığı şarkılarıyla 40 yılı aşkın bir süredir dünya çapında hayran kitlesine sahip, Yunanistan'ın en önemli müzik elçilerinden George Dalaras 26 Haziran Cumartesi akşamı saat 21.00'de Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde düzenlenen konserde sahne alarak İstanbullu hayranlarıyla ilk defa buluşacak.

George Dalaras, ilk Avrupa turnesine çıkışının 25. yıldönümü vesilesiyle çıktığı "Encore Tour" başlıklı turne kapsamında, Mayıs ayı boyunca Avrupa'nın dört bir yanında sahne aldıktan sonra 26 Haziran'da hayranlarının uzun süren bekleyişine son vererek Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde bir konser verecek.

Turne boyunca, George Dalaras'a, aynı zamanda kendisini keşfeden isim olan, ünlü Yunanlı besteci ve sanatçı Mikis Theodorakis eşlik edecek. George Dalaras'ın İstanbul konserinin onur konuğu ise besteci kimliğiyle Zülfü Livaneli olacak.

Rembetiko, Vyzantinos Esperinos, Mikra Asia ve La Tragoudia Mou albümlerinin yanı sıra seslendirdiği olağanüstü düetlerle de tanınan George Dalaras bugüne kadar Goran Bregovic, Sting, Bruce Springsteen, Tracy Chapman, Youssou'n'Dour, Cheb Mami, Paco de Lucia, Peter Gabriel gibi isimlerle birlikte çalışmalar yaptı. 65 albüme imza atan, solo albümlerine ek olarak 50'nin üzerinde kayıtta da adı geçen George Dalaras'ın neredeyse tüm albümleri başarılı satışları nedeniyle altın ve platin plak ödülü kazandı. Pürüzsüz ve dokunaklı sesiyle yorumladığı şarkılarıyla 40 yılı aşkın bir süredir yalnızca Yunanistan'da değil, dünya çapında hayran kitlesine sahip olan Dalaras, geleneksel Yunan müziğini blues, rock, Latin, klasik ve folk ile harmanlıyor.

Yalnızca sesi ve müziğiyle değil sosyal konularda gösterdiği hassasiyetle de gönülleri fetheden George Dalaras, başarılı bir sanatçı olmasının yanı sıra adalet ve eşitlik için çalışan bir aktivist. İşçi hareketini ve ayrımcılık karşıtı çalışmaları destekleyen sanatçı, 2006 yılında BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından "İyi Niyet Elçisi" olarak atandı.

Bilet fiyatları:
1. Kategori: 134,00 TL
2. Kategori: 102,00 TL
3. Kategori: 84,00 TL
4. Kategori: 67,50 TL
5. Kategori: 45,50 TL
Sahne Önü: 275,00 TL

5 Nisan 2010 Pazartesi

Ελληνο-Τουρκική Φιλία

Αγαπητοι μας φιλοι. Μπορειτε να χρησιμοποιειτε και τις τρεις γλωσσες, Ελληνικα ,Τουρκικα και Αγγλικα.Οποιοι μαλιστα ξερουν τις δυο απο αυτες ας γραφουν και στις δυο ωστε να λυθει το οποιο προβλημα επικοινωνιας μεταξυ μας. ευχαριστω.

2 Nisan 2010 Cuma

yine depreşti eylüllerim

yine depreşti eylüllerim

hayatımda yaşadığım 64 eylülden 65`ncisi kapımı çaldı.
adanın eylülü başkadır.
önce kaşık adası garip bir kızıllığa bürünür.
güneş sarıya yakın kılıkta doğar.
sonbahar`ın rengarenk yelpazesi açılmıştır.
mihal kuşları, garip çığlıklarıyla suya dalar.
adanın arka tarafı terkedilmişliğe ilk adımını atar.
ve lodos kapıyı çaldı mı, kışa hazırlık olarak ilk öfkeli notalarını üflemeğe başlar.
göç hurçları kol kola dizilir motor iskelesinin üstüne.
bir telaş alır adayı. kış telaşı.
yalnızlığa, ıssızlığa iten bir telaş.
kestane ağaçları, ıslıkla çılgın bir konçertoya çevirmeye başlar rüzgarı .
deniz, yaşadığı miskinliğin öfkesini çıkartırcasına coşar.
sahili, kayaları ayaklarının altına alıp üstünde tepinir adeta.
kayıklar dinlenmeye çekilir.
karada baş başa kış uykusuna dalmaya hazırlanırlar.
genelde terkedilmişliğin hüznü yaşanır eylül`de.
artık sokaklarda çılgın kahkahaların yerini, ıssız ayak sesleri almaktadır.
tek tük adımlar sayılmaya başlanır.
vapurların kalabalığı kimsesizliğe bürünür.
işte, sirkeci 21.15 vapuru, isteksiz, sessiz iskeleye yanaşıyor.
içinde beş kişi.
biri sarhoş, biri dişi.
diğerleri telaş içinde evlerine koşuyor.
onlar da gitti mi, iskele meydanı köpeklerle, kedilere kalacak.
sahildeki kahveler, meyhaneler kimsesiz.
garsonlar düşünceli, buram buram hüznün servisini yapıyorlar.
çocukluk yıllarımı anıyorum bir pencerenin ardından.
eylül`ü hatırlıyorum.
kayıkların limanda sevinç içinde dans ettiklerini.
mavromatı`nin evinden gelen kısık sesli bir rumca şarkıyı.
“anapse to cigaro, dose mu fotia”
madam levi`nin bahçesinden yükselen “hava nagila”yı
bekçi halit amcanın oğlu çetin`in kısık sesle söylediği şarkıyı;
“gezdiğim dikenli aşk yollarında. elimden bir kırık saz geldi geçti”
bakkal niko`yu, kasap kiryako`yu .
hele aret`in hohler marka akerdeonundan çıkan bir comparsita, ayaklarımıza hırsla dolanırdı.
gençtik, kıpır kıpırdık, toyduk.
bir kızın elinden tutacağız diye ne uğraşır dururduk.
şarabın ayrı bir lezzeti vardı.
rakı desen kadehlerimizde ağlardı.
hava atardık ama beceremezdik içmesini.
omeros`u izlerdik rakı içtikçe, öğrenelim diye.
eylül`de bir başkaydı burgaz.
neşe ve sevinç dudak dudağa öpüşürdü.
şimdi onların hiç biri yok.
6- 7 eylül tepemize çöktü.
kimi gitti, kimi göçtü.
yelpazenin kanatları koptu.
bir anı olarak asıldı duvarlara, tablo misali.
gitmeselerdi, burada olsalardı ya.
bu yalnız, ıssız, hüzünlü geçen eylülleri bizlere bırakmasalardı ya.
gel yanaki mu, doğduğun toprağa gel,
bir gün olsun.
yanına eleni`yi, yorgo`yu, manolakiyi de al.
yalnız gelme sakın.
çocukluğunu da yanında taşı.
biliyorum kalbin hala burada atıyor.
biliyorum, için için ağlıyorsun,
hayallerinle yaşıyorsun.
bak poyraz esmeğe başladı
deniz senin bıraktığın gibi öfke kusuyor
vortanos feneri eskisi gibi, dokuz kısa bir uzun çakıyor
ardına bakmadan gittiğin kırmızı tuğlalı ev hala ayakta.
kağıttan kayıkların, dizi dizi seni bekliyor;
iskelenin yanında.
karpuzdan yaptığın fenerler, hasretine dayanmayıp söndü.
sapanın karyolanın baş ucunda, tel çemberin
artık yuvarlak değil,
özleminin altında ezilmiş.
olmuyor yanaki mu, olmuyor.
sensiz olmuyor.

engin aktel

***

ΣΤΟΥΣ ΑΔΕΛΦΟΥΣ ΛΑΟΥΣ ΠΟΥ ΒΡΙΣΚΟΝΤΑΙ ΚΑΙ ΣΤΙΣ ΔΥΟ ΠΛΕΥΡΕΣ ΤΟΥ ΑΙΓΑΙΟΥ ΚΑΙ ΠΟΥ ΠΙΣΤΕΥΟΥΝ ΣΤΗΝ ΦΙΛΙΑ. ΕΔΩ ΝΑ ΣΥΝΑΝΤΗΘΟΥΜΕ


Κτύπησε την πόρτα μου ο 65ος Σεπτέμβρης
ο Σεπτέμβρης του νησιού είναι διαφορετικός,
πρώτα το νησί του κασήκ (έχει σχήμα ενός κουταλιού),
παίρνει ένα παράξενο κόκκινο χρώμα,
συμβολίζει την έναρξη του φθινοπώρου,
τα πουλιά με τις παράξενες φωνές τους βουτάνε στην θάλασσα,
αφήνοντας έρημη την άλλη πλευρά του νησιού,
και αργότερα, περιμένοντας τον βοριά να μας κτυπήσει την πόρτα, σηματοδοτώντας έτσι τον ερχομό του χειμώνα,
τα χελιδόνια όλα σε μια γραμμή, μέσα σε μια αγωνία,
εγκαταλείπουν το νησί τους,
αρχίζουμε να αισθανόμαστε μόνοι και εγκαταλελειμμένοι,
οι καστανιές αρχίζουν να σφυρίζουν σαν να τους έχει καλέσει,
ο αέρας σε μια χορωδία,
και η θάλασσα προσπαθεί να βγάλει το ¨άχτι της¨ ξερνώντας τα σκουπίδια,
που την έκαναν να υποφέρουν όλο το καλοκαίρι,
τα καράβια από την άλλη προσπαθούν να ξεκουραστούν,
αράζοντας στην παραλία,
γενικά όλοι μας ζούμε την λύπη της εγκατάλειψης τον Σεπτέμβρη,
στην θέση της ζωντάνιας και του ξεφαντώματος του καλοκαιριού,
την καταλαμβάνει η σιωπή,
ο κόσμος που υπήρχε στα βαπόρια έχουν πλέον εξαφανιστεί,
να! Σίρκετσι 21:15 το δρομολόγιο εκτελείται με βαριεστιμάρα,
μέσα υπάρχουν όλο και όλο 5 άτομα, και όλοι ντόπιοι,
τρέχουν να μπουν στα σπίτια τους και τότε εμφανίζονται,
οι άλλοι μόνιμοι κάτοικοι του νησιού που δεν είναι άλλοι,
από τα συμπαθή τετράποδα,
οι εναπομείναντες σερβιτόροι μας, είναι σκεπτικοί και νοσταλγικοί,
κι εγώ αναπολώ τα παιδικά μου χρόνια πίσω από ένα παράθυρο,
ξαφνικά έρχεται στο μυαλό μου ένα τραγούδι,
που το τραγουδούσε ο Μαυρομάτης, ένας ρωμιός του νησιού,
το «άναψε το τσιγάρο μου δως μου φωτιά»,
τον καπνό του αναμένου ναργιλέ, της μαντάμ Λέβη,
του αστυφύλακα Ηαλήτ το τραγούδι,
που δεν το σταματούσε ποτέ να το τραγουδάει,
το « Δεν θα σταματήσω να περπατάω ποτέ μέσα από τα αγκάθια της αγάπης»
του μπακάλη κ. Νίκου το «Συννεφιασμένη Κυριακή»
ήμασταν τότε νέοι, άβγαλτοι,
σκεφτόμασταν πως θα καταφέρουμε να κρατήσουμε,
το χέρι ενός κοριτσιού,
όταν μεγαλώσαμε πίναμε ρακί και μελετούσαμε τον Όμηρο,
τον Σεπτέμβρη ήταν το κάτι άλλο το νησί «Η Αντιγόνη»
η χαρά και διασκέδαση «φιλιόντουσαν» στο στόμα,
τώρα δεν έμεινε τίποτα από αυτά,
το γεγονότα τις 6 Σεπτεμβρίου μας λύγισε,
άλλοι έφυγαν από το νησί και άλλοι μετακόμισαν στη Ελλάδα,
μας ξερίζωσε τα φτερά,
μακάρι να μην έφευγαν και να έμεναν εδώ,
να μην μας άφηναν μόνους και έρημους,
έλα Γιαννάκη μου στα εδάφη που γεννήθηκες,
έστω και για μια μέρα,
πάρε μαζί σου και την Ελένη και τον Γιώργο και τον Μανώλη,
μην έρχεσαι ποτέ μόνος σου, να φέρεις και την παιδικότητα σου μαζί,
το ξέρω ότι η καρδιά σου κτυπάει για εδώ,
το ξέρω ότι κλαίς κρυφά,
το ξέρω ότι μας βλέπεις στον ύπνο σου,
κοίτα άρχισε να φυσάει βοριάς,
η θάλασσα συνεχίζει να ¨ξερνάει¨ τον θυμό της,
επειδή την εγκατέλειψες,
το φανάρι έμεινε όπως το άφησες την ημέρα του ξεριζωμού,
τα σπίτι με τα κόκκινα τούβλα που δεν γύρισες,
καν να το κοιτάξεις, είναι ακόμη όρθιο,
τα αγαπημένα σου καράβια εσένα περιμένουν,
όμως τα φανάρια που δημιούργησες ξύνοντας το καρπούζι,
δεν άντεξαν στον χωρισμό και έσβησαν,
τα στεφάνια που έφτιαξες από τα σίδερα του κρεβατιού σου,
δεν είναι πια στρογγυλά,
στράβωσαν από την επιθυμία της επιστροφής σου,
ΔΕΝ ΓΙΝΕΤΑΙ ΓΙΑΝΝΑΚΗ ΜΟΥ ΧΩΡΙΣ ΕΣΕΝΑ ΔΕΝ ΓΙΝΕΤΑΙ,

Δημιουργός: Engin Aktel
Kakava Festivalititle=

GAZZETTA.GR

FriendFeed